Öncelikle Merhaba bizlere biraz kendinizden ve çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Merhabalar, ben performans sanatçısıyım. Oryantal dansı Heavy metal’e uyarlayarak çalışıyorum ve ateşle dans ediyorum.


Türkiye’de profesyonel ateşbaz olan tek kadın sizsiniz. Ateş manipulasyonuna nasil basladiniz? Çok tehlikeli ve korkutucu olmalı.

Ateş beni her zaman çok etkilemiştir. Kelimelerle ifade etmesi zor. Ateş tavizsiz bir öğretmen. Daha önceden zaten klasik oryantal dansta bulunan başın üzerinde mum tepsisi ve şamdan dengeleme gibi danslar yapıyordum. Sonra daha tehlikeli bir şey yapmak istediğimi hissettim. ”Ateşbaz” ateşle oynayan demek, Farsça’dan ödünç bir kelime. Bense ateşle oynamıyorum ateşle var oluyorum, diyorum. Ben ateşi oluşturuyorum, o da beni ve gösterimi oluşturuyor.
Korkuyor muyum? Evet, tabii ki. Genel olarak sakin bir insanımdır. Kaygıyı pek belli etmem. Ateşin şakası yok, tabii ki korku duyuyorum. Ateşle çalışmak bana insan olmakla ilgili çok şey öğretti. Doğal olarak var olan ve var olması gereken o korkuyu kabul etmeyi öğretti. Korkuyu kabul edip ona göre adım almak, işte orası cesaretin doğduğu yer…devam etme cesareti…varoluşa.


Bir ara İsveç, Fransa ve Yunanistan da da yaşadınız, oralarda da birçok çalışmanız oldu ve şuanda yine kendi ülkenizdesiniz..Yurtdışındaki ilgi ve ülkemizdeki ilgiyi kıyaslarsanız aradaki en bariz farklar sizce nelerdi?
Oryantal Dans hep kompleks bir konu olmuştur çünkü geldiği yer, Orta Doğu kompleks bir bölge. Türkiye’de geleneksel bir eğlence biçimi, turistik mekanlarda ‘kabare’ show olarak sahnede sergileniyor, ve füzyon stiller yok denecek kadar az. Tabii burada oryantal dansı bir dansçının gösteri amaçlı yaptığı dans olarak, düğünlerde sosyal dans olarak yapılan çiftelelli türevlerinden ayrı olarak ele alıyoruz. Yurt dışında Türkiye’den daha popüler ve füzyon stiller daha yaygın, fakat bazen ‘oryantal dans’ denemeyecek kadar özünden uzaklaşıyor. Belly dance/göbek dansı yanlış bir terimdir, bu arada söylemek isterim. Bale’ye parmakucu dansı demek gibi. Doğrusu Oryantal Dans ve Arapça’da Raqs Sharkı, her iki terim de Doğu’nun Dansı demek. Kısacası yurtdışında da oryantal ve metal füzyon şaşırtıcı bulunuyor ama imkansızmış gibi algılanmıyor.
Türkiye’deyse çok daha farklı. Oryantal dans Balkanlardan Anadolu’ya, Arap Yarımadası ve Kuzey Afrika’ya kadar var olan kültürel bir dans. Bu bölgeden insanların oryantal dansla ilgili daha katıksız bir anlayışlarının olması ve füzyon formlara kuşkucu bakmaları çok normal. Bu konudan ayrı, daha genel olarak söylersem, ben Türkiye’nin insanlarının yeniliklere gayet açık ama sosyal normlardan dolayı ikilemde kaldıklarını gözlemliyorum.

Geçtiğimiz yıl sizi bir festival dahilinde Moonspell grubuyla aynı sahnede izledik ve gerçekten çok etkileyici bir showdu..Bu nasıl gerçeklleşti ve bize o gün neler hissettiğinizi anlatabilirmisiniz?

Idylleve & Fernando Ribeiro

the Raven and the Wolf

Doğrusu, yaptıkları o muhteşem oryantal metal parçası hala içimde çalmaya devam ediyor! Ortak bir çalışma yapmaya karar verdik. Breathe’ın koreografisini kendi ‘disiplinler arası yaratıcı hareket’ çalışmam olarak yarattım. Fernando ile şarkı sözlerindeki sembolizm ve imgeler hakkında uzun uzun konuştuk. Hazırlıklarımın ve provalarımın videolarını her hafta ona gönderdim. Aytül Hasaltun, çok sevdiğim bir dostum, dans koçum, harika bir çağdaş dansçı ve dans terapisti, çalışmama süpervizörlük yaptı. Benim için derin bir psikolojik süreç oldu. Sadece Fernando ve ben kısıtlı bir zaman ve mekanda prova yapabilme fırsatı bulduk. Sonra hemen konser oldu. Medusalem parçası için ateş dansı hazırlamıştık, fakat sahnede yeterince prova yapmaya fırsatımızı olmadığı için, bir de güçlü bir rüzgar çıkınca iptal ettik ve ben Medusalem’i doğaçlama dans ettim.
Nasıl hissettim? Evimde hissettim. Heavy Metal sahnesinde avangart oryantal dans gösterisi yapmak, buna sadece mecazi olarak ‘evim gibi’ diyebilirim.

Dans aslında Rock Müzik kültürünün köklerinde de var olan birşey, Rock N Roll devi Elvis Presley kve dahabirçok usta sanatçı danslarıyla da meşhurdu…Kendi Ülkemize gelecek olursak Moğollar 68 li yıllarda Seyyal Taner ile sahnede Go Go Girl dansını show olarak sergiliyordu..Keza Metal Dünyasından Orphaned Land in konserlerinde de yakın zaman içinde bu tarz özel showlar oluyor, fakat sanırsam özellikle ülkemizde rock ve metal dinleyicisi buna şaşırdı değil mi? Gelen yorumlar nasıl genel olarak ve elbette sizin gözlemledikleriniz?

Türkiye ambivalans teriminin ta kendisi. Hep bir “hayır, olmaz” var, ama hem de muazzam bir açıklık var. Tam olarak bunu hissettim. Ama harika yorumlar aldım, çalıştığım dil okulunda dahi. Gerçekten çok gurur duydum, mutlu oldum. Oryantal Metal’in kabul gören bir dans stili olmasını, öğretim sisteminin olmasını amaçlıyorum. Oryantal dans çok geniş bir dans stili, farklı yorumlara coğrafyasındaki çok kültürlülükten ve gördüğü enternasyonel destekten dolayı gayet açık. Ama Türkiye’nin kimlik karmaşasından, sosyopolitik hassaslıklardan ötürü ve garipçe içselleştirilmiş bir ahlakçılıktan ötürü Türkiye’de sanatsallaşmakta çok zorluk çekiyor. Ben oryantal metali Türkiye’nin kimliğine çok uygun buluyorum.

Sıkı bir Metalcisiniz ve bildiğim kadarıyla özellikle Black Metal seviyorsunuz..Bu müzikte en sevdiğiniz isimler kimler ve yine özellikle sormak isterim,ülkemizdeki heavy metal ortamlarını ve de gruplarını nasıl buluyorsunuz?
En sevdiğim gruplar. Karşıma çıkan hemen hemen tüm gruplarda değerli bir şeyler bulabiliyorum. En beğendiklerim, hmm, o kadar çok ki! Emperor, Watain, Bathory, Dark Funeral, Dark Throne, Mayhem, Behemoth, Dimmu Borgir, Carpathian Forest, Arcturus, Rotting Christ, Tsjuder, Blut Aus Nord, Silencer, Diabolical Masquerade, Melechesh, Dødheimsgard, Carach Angren. Ve daha fazlası!
Türkiye’deki metal ortamını seviyorum. Rock ve Metalin bu kadar yaygın olması harika. Cumartesi gecesi çıkıp Pazar sabahına kadar canlı Thrash ve Death Metal dinleyebiliyorsunuz. \m/{>!<}\m/ wow! Ama ortam çok ataerkil ve hatta misojinistik. Metalde başkaldırı vardır. Metalcilerin sosyal cinsiyet kavramlarına daha fazla başkaldırsalar ne güzel olurdu.
Bir de Turkiyeli grupların kendi ülkelerinde yeterince destek görmedikleri kanısındayım. Lokal gruplar güçlenemezse, metal ortamı güçlenemez. Lokal grupları destekleyin!

Hepimiz bu işi Türkiye’de yapmanın ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Sarfedilen eforun ve gösterilen sosyal ve ekonomik cesaretin değerini bilmek gerek diye düşünüyorum. Müzisyenlerden de yenilıkler denemek adına daha fazla a

dım görmek ne hoş olurdu. Türkiye şu an ciddi çalkantılar yaşıyor, fakat bunun ötesinde müziğin insan doğasındaki yerini düşünürsek her şart altında illaki sanat yapabiliriz, sanat bir dışavurumdur ve insan doğasının bir parçasıdır. Türkiye farklı bileşimler, şaşırtıcı yenilikler için çok müsait bir coğrafya ve kültüre sahip.

Heavy Metal tarzında gruplarla sahne alan bir sanatçı olarak, en çok hangi gruplar ve isimlerle sahne almak hayaliniz?
OK. Hayal kuruyorum.
Mayhem ile satanist öğeler barındıran kanlı ateşli bir gösteri yapmak isterdim.
Keep of Kalessin benim en sevdiğim gruplardan biri. Dragontower parçasına ateşle dans edip ateş üflemek isterdim.
Rammstein? O payromanyaklarla kim sahne almak istemezki?
Hayko Cepkin’i çok etkileyici buluyorum. Hem müziği hem sahne performansı çok güçlü. Müziklerini zaten showlarımda ve derslerimde kullanıyorum.
Bir etkinlikte She Past Away ile beraber yer almıştık, fakat birlikte değil, benden önce sahne almışlardı. Çok beğendim. Onlarla gothic bir gösteri yapmak isterdim.
Daha bir sürü sayabilirim. Ama son iki tane daha; Darkened Nocturn Slaughtercult, kadın brutal-vokalli Almanya-Polonya trve Blackk Metuhl! Ve ABD’den Neue Deutsche Härte grubu Hanzel Und Gretyl.
Multi-kulti!

Dans Hareket Terapisi Gelişmiş Uygulama Uluslararası Enstitüsü’nde Klinik Dans Hareket Terapisi eğitimi aldınız ve hatta Down sendromu olan genç yetişkinler ile çalışmalar yaptınız..bence çok özel bir durum bu..sizi yürekten birkez daha tebrik etmek istiyorum..Bu tarz çalışmalarınız var mı bugünlerde de?
Down Sendromlu genç yetişkinlerle çalışmak benim stajımın bir bölümüydü. Şu aralar bu konuda pek bir şey yapmaya vakit bulamıyorum fakat Eylül’den itibaren tekrar başlıyacağım. Metal müzisyenlerinin topumsal stigmadan dolayı psikolojik sorunlar yaşaması ve bunun mesleki yaratıcıklarına olan etkisi üzerine çalışmayı planlıyorum.


Disiplinler arası yaratıcı hareket çalışmasından söz eder misiniz?

Bu konu Dans Hareket Terapisiyle ilintili ama ondan tamamen farklı bir alan. Yaratıcılığı güçlendirmek için, ruh sağlığı için, daha iyi hissetmek için ya da sadece ruhg ve beden üzerine sanat aracılığıyla güzel bir çalışma yöntemi olduğu için kullanılabilir. “Disiplinler arası” teriminden kastım hareket, resim, ve yazıyı çalışılan konuyu derinleştirmek, şekil almasını sağlamak, dönüştürmek için kullanıyor olmamız. Örneğin bazen hayali bir karakter yaratıyorum. Moonspell’in Breathe koreografisini hazırlarken yarısı kurt yarısı kuzgun, hem erkek hem kadın özelllikleri taşıyan, hayali bır yaratık üzerine çalıştım. Adını, Ibranice’de “Lucifer/ışık taşıyan, şafağın oğlu” manasına gelen “helel, ben shakhar” teriminden esinlenip, “hilal” ve “seher” kelimelerini kullanarak ve daha önce yarattığım Alpha isimli bir altbenlikten yararlanarak “Hilalphasahar” koydum. Resimlerini çizdim, hikayesini yazdım. Böyle bir yaratık nasıl hareket ederdi, ne hissederdi diye düşünerek çalıştım. Kısacası böyle bir süreç muazzam yeni çalışma alanları açabiliyor.


Ve ayrıca İngilizce öğretmenisiniz! Nerede öğretmenlik yapıyorsunuz. Tüm bunlara nasıl vakit ayırıyorsunuz?

Evet, Stockholm Üniversitesi, İngilizce Bölümü’nden Dilbilimi branşıyla mezun oldum. İkinci branş olarak da Uppsala Üniversitesi’nde Türkçe ve Türki Diller bölümünde okudum. Burada Türk Amerikan Derneği Dil Okullarında öğretmenlik yapıyorum. Nasıl vakit ayırıyorum? Azar azar yaparak, ve zaman zaman birini yada ikisini geri planda bırakmayı kabul ederek. Anahtar kelime denge. 🙂

 

 

 

 

İskelet Rockzine ekibi olarak sorularımızı içtenlikle cevapladığınız için minnettarız..Son olarak buradan Rocksever dostlarımıza neler söylemek istersiniz?
Röportaj ve bu harika sorular için ben teşekkür ederim. Kendinize inanın, en zayıf noktalarımızın aynı zamanda en güçlü noktalarımız da olduğuna güvenin, yaratıcılığa ve metal’e devam demek istiyorum.